Üniversite diploması ne manaya
gelir? Niçin insanlar liseden mezun olduğunda ömürlerinin bir sonraki 4 (okudukları
dala göre bazen daha fazla) yılını yüksek eğitime ayırırlar? Bu kadar emek niye
verilir? Bunlar ilginç sorular çünkü Türkiye’de (ve anlaşılan o ki dünya devi
olan Çin’de aynı sorunlar var) bu sorular son zamanlarda önem kazanıyor. Yani
eğitimli insanlara sunulacak iş imkanları sınırlı. O zaman bu kadar insan niye
eğitim görüyor? Şimdi sen bu kadar insana “üniversiteye git, yüksek eğitim al,
kendini geliştir ve ilerlet, yabancı lisan öğren” dedikten sonra düşük maaşlı
işlerde çalış veya git fabrika’da çalış dersen biraz ters kaçar herhalde.
Geçtiğimiz hafta sonu
(10.02.2013 tarihinde) Sabah gazetesinin hafta sonu ekinde yer alan New York
Times ekinde “Çinliler Fabrikalara Sırtını Döndü” başlıklı bir haber vardı. Bu
habere göre Çin’de yüksek eğitim alan kesim sayısı artıyor ve bu kesime
sunulacak iş imkanları sınırlı. Bu üniversite eğitimi alan insanlar
fabrikalarda çalışmayı istemiyorlar. Bu
makalede ABD’nin University of Michigan isimli üniversitesinde görev alan akademisyen
Mary E. Gallagher ‘in fikirlerine başvurmuş New York Times gazetesi. Bayan Gallager analizinde “Öğrenciler örgün eğitim kavramına uyum
sağlayamadılar. Bu da üniversiteye girdiklerinde kendilerini seçkin kesimin bir
üyesi olarak görmelerine yol açıyor” yorumunu yapmış. Yani üniversite
eğitimi olsa bile fabrika sektörüne gitmeliler. Ben şimdi çok merak ediyorum
acaba bayan Gallager University of Michigan’da derslerine giren öğrencilerine
bu tavsiye’yi veriyor mu?
Çin
gibi ülkelerin (Türkiye’ninde aynı şekilde) sorunu serbest piyasa ekonomisi
olmaması. Yani burada girişimcilik veya pazara serbest giriş gibi kavramların
olmaması. ABD gibi (şu an ne aşamada bilmem ama) serbest piyasa ekonomisi olsa
insanlar birikim ile herhangi bir sektöre yatırım yaparak kendi işini
kurabilir, pazara giriş sorunları olmaz (tekelcilik sorunları gibi), devlet
teşviki, ve banka kredilerine ulaşım gibi imkanlar olur. Bu sayede Çin’de üniversite bitiren bir kişi
eğitimi ile ya banka’dan belli miktarda kredi alıp bir iş kurar yada böyle bir
iş kuranın şirketinde istihdam imkanı bulabilir. Yada çok donanımlı ise büyük
bir şirkette iş imkanı bulabilir. Böylece işe alımda da serbest piyasa
ekonomisi kuralları hakim olur.
Merak
ediyorum bayan Gallager ve haberi yapan New York Times gazetesi bu konularda ne
düşünürler çünkü bu makaledeki yorumu
aynen “işte burası Çin, kardeşim sistem böyle, yapacak bir şey yok, okul mokul
siz gidin fabrikada çalışın” dır. Eminim kendi üniversitesinde öğrencilerine “Öğrenciler
örgün eğitim kavramına uyum sağlayamadılar. Bu da üniversiteye girdiklerinde
kendilerini seçkin kesimin bir üyesi olarak görmelerine yol açıyor” diyemez.
Öğrenciler üniversiteye seçkin kesime falan girmek için gitmezler ama
ellerindeki diploma ile en azından birkaç adım önde olacaklarını düşünürler. Bu
diploma onların “eğitilebileceğini” ve üst seviyedeki görevleri
kaldırabilecekleri demektir. Bu adama sen fabrika işini kabul diyemezsin
tabiatı ile.
Bayan
Gallager’ı 2008’de askerden geldikten sonra TV’de izlediğim bir “aydın”a
benzetiyorum. 2008 senesinde askerden gelmişim, kıriz var diye ortalık
yıkılıyor, CNBC-E’de yorumcu aydın “ben gençerli satışa yönelmelerini tavsiye
ederim” demişti. O zaman ben EYVAH! diploma’ma rağmen hak edebileceğim bir iş
bulamıyacağımı anlamıştım ki nitekim halen arıyorum o işi. Ama yaş geldi 33’e
şimdi yaşlısın diyorar…:=) İlk Türkiye’ye yurt dışından geldiğimde “deneyimin
yok” diyorlardı. Zaman içinde anladım ki bu dedikleri aslında “bize en iyi
eleman lazım ama üç kuruşa çalışacak, haftanın 6 günü işe gelicek, mesai ücreti
falan yok rüya görme, ve yaptığı işte’de kendini geliştirme gibi sorunları
olmayacak….” diyorlarmış…:=)
Sabah
gazetesi bu haberi bize sunduğundan dolayı teşekkür etmek lazım. Bu haberden bir
sürü mesajlar çıkıyor. Bunlar benim bu makaleden çıkardığım görüşler. Birazı bilgiye, birazı halen yaşamakta
olduğum deneyime dayanıyor.